Sık kulanılanlara ekle  Anasayfan yap            
 
 
 
 
 
 
 
Dilediğinizde Bizi
Arayabilmeniz İçin

0532 252 42 81
ingilizceCi
   
   
   
  Proverbs and Idioms in Turkish and English
   
 
   
  İngilizce öğrenenlerin en büyük sorunlarından biride ana dilinde ki ata sözlerini hedef dilde ifade edebilmektir. bu konuda başvurulan kimi sıradan sözlükler her zaman olduğu gibi insanları fena halde yanıltmaktadırlar. biz ingilizceCi olarak bir kaç önemli atasözünün gerçek karşılıklarını yayınlıyoruz. tam karşılığını bulamadığınız deyim ve ata sözlerini lütfen bize sorunuz.
   
  bir konuya Fransız kalmak:
to be all Greek to someone/something
The communist party leader talked about many things on TV, but I'm afraid that most of the information was all Greek to me.
  çileden çıkarmak:
drive someone out of his mind
 

gülle gibi:
a dead weight
I can't carry this suitcase because it is a dead weight.

 

kördüğüm:
deadend

  patlak lastik:
a flat tire
  ateşten gömlek
a hot potatoe
  turnayı gözünden vurmak
strike while the iron is hot
  körkütük sarhoş
dead drunk
  birisine iki satır birşeyler yazmak
drop someone a line
  içinden geçeni söylemek
speak one's mind
  kaşınmak
to be asking for it
If you park your car with the stereo on it in
Kasımpaşa this means you are asking for it.
  hooop
hold it
  ne iş
what's up
  on parmağında on marifet:
a jack of all trades
  çocuk oyuncağı
a kid's stuff
  bir bardak suda fırtına
a storm in a teacup
  bardağı taşıran son damla
the straw which broke the camel's back
  taş gibi
bullet proof or rock hard
  bir işin incelikleri:
tricks of the trade
  müsvette
carbon copy
  peşinat
down payment
  röntgenci
peeping Tom
  piyasası ne kadar?
what's the going rate?
  pastırma yazı
indian summer
  boyalı basın
the gutter press
  erkek sözü
a gentelman's agreement
  dili sürçmek, ağzından kaçırmak
a Freudian slip
  yumuşak karın
soft spot
  atlama taşı
a stepping stone
  kısır döngü
a vicious circle
  ıvır zıvır
bits and pieces
  ekmek parası
one's bread and butter
  kuruş kuruş biriktirmek
scrimp and save
 
   
   
  Dilediğinizde Bizi Arayabilmeniz İçin
  İngilizce Ci ©
  0532 252 42 81
   
   
   
  paydos
pack up
  vur patlasın çal oynasın:
on the tiles
  tepeden tırnağa:
from cover to cover, from head to toe
  buz küpleri üzerinde içki:
on the rocks
  anahtar teslimi:
turnkey basis
  herşey dahil fiyat:
on the road price
  enine boyuna tartışmak
hammer something out
 

aynı bokun soyu:
birds of a feather flock together

  üç kuruş:
chicken feed
  ortalığı boş bulmak:
when the cat's away mice will play
  ölme eşeğim ölme:
wait till the cows come home
  ıskartaya çıkmak:
lame duck
  kobay:
a guinea pig
  pis kokular almak:
smell rat
  kaplumbağa hızıyla
at snail's pace
  kırk yılda bir:
once in a blue moon
  kırtasiye:
red tape
  sıfır bakiye:
burn red
  pazartesi sendromu:
monday blues
  beyin göçü:
brain drain
  kes(iş):mek:
make an eye
  el atmak:
give a hand;
this job is very difficult, give me a hand.
  diken üzerinde
like a cat on hot bricks
  vardığın yer kör ise şaşı bak:
When in Rome act as Romans
  bardaktan boşanırcasına:
rain cats and dogs
  nerde çokluk orada bokluk:
Too many cooks spoil the broth
  Yağmur yağarken küpünü doldur:
Make hay when the sun shines
  Gülü seven dikenine katlanır:
Love me, Love my dog
  Çalışan demir ışıldar:
Rolling stones gather no moss
  Ayağını yorganına göre uzat:
Cut your coat according to your cloth
  Parayı veren düdüğü çalar:
If you pay peanuts, you get monkeys
  Eski Köye yeni adet getirme
Don't put new wine in old bottles:
  Körle yatan, şaşı kalkar:
If you lie down with dogs, you will get up with fleas
  Yedisinde neyse yetmişinde de o:
The leopard does not change his spots
  Üzümü ye bağını sorma:
Never look a gift horse in the mouth
  Boş teneke çok tangırdar:
Empty vessels make the most sound
  Erken kalkan yol alır: Erken gelen çorbayı içer
The early bird catches the worm
  Hamama giren terler:
He that would eat the fruit must climb the tree
They that dance must pay the fiddler
  Suya düşen yılana sarılır:
A drowning man will clutch at a straw
  İt ürür, kervan yürür:
Dogs bark, but the caravan goes on
  İt iti ısırmaz:
Dog does not eat dog
  Görünüşe aldanma
The cowl does not make the monk
  Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır
Soft words break no bones
  Yerin Kulağı vardır
Walls have ears
  Zararın neresinden dönersen kardır.
It's never too late to mend
A fault confessed is half redressed
   
  Include my proverb ,too.
   
   
  ingilizceCi
  a little more than mere teaching
  0532 252 42 81
   
   

 

         
All contents © copyright ingilizceCi.net