Hüseyin
Duygu, 1960 yılında Tekirdağın Saray ilçesine bağlı Çukuryurt
köyünde doğdu. Orta okuldan sonra
meslek liselerinde öğrenim görürken İkitelli ve Güneşlideki
çeşitli fabrikalarda işçi olarak çalıştı. 1980 yılında
Türkiye işçi sınıfı ve sosyalist aydınların üzerine kabus
gibi çöken faşist darbeden sonra politik sığınmacı
olarak Danimarka'da yaşamağa başladı. Bir yandan da öğrenim
yaşamını sürdürüyordu . Göçmen öğrencilere
danışmanlık yapma görevi bu yıllarda başladı.1980'li yıllarda
Türkiye'de işkencenin yasaklanması ve
sorumluların teşhir edilebilmesi için uluslarası alanda önemli
çabalara imza attı. Hüseyin Duygu 1990
yılından itibaren Türkiye ile Danimarka arasında sanatsal
ve kültürel projelerin gerçekleştirilmesinde etkin
görevler üstlendi. Adeta fahri bir kültür ateşeliği yaptı.Hüseyin
Duygu profesyonel yaşamını
Kopenhagda
gençlere yönelik bir merkezde üst düzey yönetici olarak sürdürmektedir.
Hüseyin
Duygu'nun Türkiyede
Yordam Kitapları Yayınevi tarafından yayınlanan "Bir
başka Gökyüzü" ve
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından
yayınlanmış " Beş aşamalı
eğitim ve uğraş danışmanlığı" adlı Türkçe
, Danimarka'da ise Danimarkaca
yayımlanmış kitapları vardır.
Huseyin
Duygu in a
relentless endeavour,
created a puplic opinion
in Europe against
torture and malpractice
practices in Turkey.
In the photo Mr.Duygu is
with Norwegian princess
and IRCT
secretary-in-chief
after an international meeting.
Dünyada
son on yıllarda tartışılmağa ve uygulanmaya başlayan insan merkezli
yönetim ve öğrenci merkezli eğitim
kuramları er geç ülkemize de yansıma durumunda idi. Söz konusu
insan olunca bireyler arası ilişkinin niceliği
işlevselliği ve önemi gündeme geliyor. Burada tanıttığımız ve
her gerçek öğretmenin ve executive'in başucu
referans kitabı olması gereken Eğitim ve Uğraş Danışmanlığı
iş ve eğitim yaşamında insanlar arası başarılı bir
iletişimin sırlarını bir bir veriliyor .
Talim
ve terbiye Kurulu tarafından okullara tavsiye edilmiştir. Milli
Eğitim Yayınevlerinde bulabilirsiniz.
Ülkeler,
uluslar ne kadar çok yeraltı, yerüstü kaynağa sahip olursa olsun,
onların ana kaynağı, itici gücü
insandır. İnsandır dünyayı değiştiren, yaşamı biçimleyen. İnsanoğlu
yaşamı ne kadar sorguluyor, doğayı
ne kadar sağabiliyorsa ve bunu gerçekleştirirken birbirleriyle
ne kadar yakınlaşıp elleşebiliyorsa, başarının
yolları, o oranda açılacaktır. Hüseyin Duygu kitabında danışmanlık
olayını, insanın insanla iletişimini, yerli,
yabancı kaynakları iyi inceleyerek yaratmış bu yapıtı. Bilimsel
temellerine oturtmuş. Sadece Türkiye olgularını
değil, evrensel insan ilişkilerini de sorgulayıp, çözümlemiş.
Yazdıkları salt eğitimcilere yönelik değil; onların
sorunlarını kuşatıp açımlamaktan öte, bütün beşeri ilişkileri
içeriyor. İş adamımısınız, bir yerde yöneticimisiniz,
politikacımısınız, çevrenizde olumlu ilişkiler kurup başarılımı
olmak istiyorsunuz; alın bu kitabı, içindekileri
doğru algılayın, yaşamınızda uygulayın; başarının yolları açılacaktır,
mutlu olacaksınız.
Hüseyin
Duygu, 1960 Tekirdağ doğumlu. 1984 yılından beri Danimarka’da
yaşıyor.
Sadi Tekelioğlu
Kopenhag Öğretmen Okulu’nu (KDAS)
1992, Kopenhag Eğitim Fakültesi’nin Danışmanlık bölümünü (DPU)
1994,
yine aynı okulun Etnik Kökenli Yabancı Öğrencileri Yetiştirme
bölümünü 1995 yılında bitirdi. Duygu, geçen yıl da
Danimarka Eğitim Fakültesi’nden master (cand.pæd.) diploması
aldı.
Hüseyin Duygu, 1986 yılından beri Kopenhag ve çevresinde eğitim
ve danışmanlık alanlarında görev yaptı.
Albertslund, Kopenhag, Herlev belediyelerinde öğretmenlik ve
gençlik danışmanlığı, Hiilerød ve Gladsaxe
Belediyelerinde danışmanlık ve okul yöneticiliği yaptı. Duygu,
şimdi de Ballerup Belediyesi’nde okul müdürlüğü
yapıyor. Okulun adı Skolen på Lautrup.
Hüseyin Duygu şimdiye kadar üç kitap yazdı. İlk kitabı Bir Başka
Gökyüzü 1998 yılında İstanbul’da yayımlandı.
Kitap, Danimarka edebiyatının gelişimini ve özelliklerini, en
önemli onbir çağdaş Danimarkalı yazar ve ozanı
yapıtlarından örneklerle tanıtmayı amaçlıyor. Duygu’nun ikinci
kitabının adı Eğitim ve Uğraş Danışmanlğı.
Bu eseri Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı 2000 yılında yayımladı.
Hüseyin Duygu’nun üçüncü kitabı Danimarka
dilinde. İşkencenin Gerekçesi Yoktur adlı bu kitap da 2000 yılında
Danimarkalı okurlara sunuldu.
Hüseyin Duygu ayrıca Danimarka ile Türkiye arasındaki ilişkilerin
gelişmesinde, her iki ülkede sanatsal ve
kültürel etkinliklerin düzenlenmesinde etkin görevler üstlendi.
Bir yandan çalışarak, bir yandan eğitimini sürdürerek Danimarka’daki
yıllarını iyi değerlendiren Duygu, Danimarka’da
Danimarkalılara ilk Türk kökenli müdür oldu! Bundan dolayı Hüseyin
Dugu’ya aşağıdaki soruları yönelttik:
Müdürlük başvurusu öncesinde başaramama endişesi duyduğun
oldu mu? Oldu. Daha önce Gladsaxe Belediyesi’nde
üç yıl müdür yardımcılığı yaptım. Belli bir deneyimim olmasına
karşın ilk defa bir numaralı yönetici olmanın endişesini
taşıdım.
Başlangıçta herhangi bir zorlukla karsılaştın mı? Evet.
Öğretmenler ve öteki personal yabancı kökenli bir müdüre nasıl
davranacakları bilmiyorlardı. Şimdiye kadar tanıdıkları yabancılar
okulda temizlik yapmış, yardımcı öğretmen olarak
çalışmış. Kimi zaman da tercümanlar gelip gitmiş. Zamanla bana
alıştılar, nerden geldiğimi, kim olduğumu nerdeyse
unuttular. Mart ayında bir danışmanlık firmasının Ballerup Beldiyesi
okullarda yaptığı yaptığı bir araştırmada, benim
adım en başarılı müdürler arasına girdi. Önümüzdeki yıl büyük
bir olasılıkla üç okula birden müdürlük yapacağım.
Görevini yaparken, meslektaşların göçmen kökenli bir okul
müdürü olduğun için sana olumsuz davrandılar mı?
Bir örnek dışında hayır. Ballerup Belediyesi’nde ondan fazla
okul, yaklaşık otuzdan fazla çeşitli düzeyde okul
yöneticisi var. İşime başladığım ilk gün Ballerup Belediye Başkanı
ve okul müdürleri bana hep birlikte hoşgeldin
dediler. Çok sayıda okul müdürüyle zamanla arkadaşlık ilişkisi
geliştirdim. Kimileri özel eğlencelerine beni davet
etmeye başladılar. Sadece bu müdürlerden bir tanesi Noel yemeğinde
yabancı kökenli öğretmenlerin Danimarkalı
öğrencilere ders vermesini pek benimsemediğini söyledi. Ben
de bu teori doğruysa, Danimarkalı öğretmenlerin
hangi hakla İngilizce dersi verdiklerini kendisine sordum. İşin
bu yanını hiç düşünmediğini söyleyerek tartışmayı
kapattı.
Öğrencilerle ve velilerle iletişimde okul müdürü olduğun
için sorun yaşıyor musun? Ben Danimarka okullarında
yıllardır çalışıyorum. Danimarka mentalitesini artık tanıdığımı
söyleyebilirim. Önemli bir sorun yaşamıyorum.
Tam tersine, özellikle öğrencilerle aram çok iyi.
Göçmen gençlerin eğitim alanında yaşadıkları en büyük sorun
sence nedir? Ağır sorunları olan göçmen gençlerin
problemlerinin bence iki nedeni var. 1) Aile Danimarka sosyal
yaşamını kabul etmiyor, dolayısıyla gencin daha
küçük yaşlarda yaşadığı sorunlara aile ya hiç yanıt vermiyor,
ya da tek yanlı üstünkörü yanıtlar vererek gencin
kimlik bunalımı yaşamasına neden oluyor. 2) Danimarkalı eğitimcilerin
pek çoğunun göçmen gençlerin iç dünyasını
anlayacakları eğitimi ve isteği yok. Danimarka eğitim sistemi
tek yanlı uyumdan yana. Bu iki nedenden dolayı
çok sayıda göçmen kökenli gemcin geleceği karartılıyor. Kuşkusuz
gençlerin başka sorunları da var.
Müdürlük görevine başladıktan sonra göçmen kökeninle özdeşecek
uygulamalara, değişikliklere gittin mi? Evet.
Müdür odasında beyaz peynirle ekmek yemeğe, kimi konuklarıma
türk çayı ikram etmeye başladım. Odamda
yazı yazarken türk müziği de dinliyorum. Bütün bunların yanı
sıra unutmamak gerekir ki, ben Danimarka okulu
müdürüyüm. Danimarka eğitim üstüne alınabilecek en iyi eğitimi
aldım. Belki de geldiğim ülke ile yaşadığım
ülkenin değerlerini gerçek yaşamda buluşturabildiğim için iyi
bir okul yöneticisiyim. Şimdi çalıştığım okulun
öğrencilerinin yarısından çoğu yıllık okul gezilerini Türkiye’de
yapıyorlar. Demek, gelişme olumlu yönde.
Unutmadan söyleyeyim bu öğrencilerin çoğu Danimarkalı. Bu bir
süreç, zamanla her şey düzelir diye
düşünüyorum.
Who
is Hüseyin Duygu?
He
was born İn Turkiye. During his vocational training he worked
in different factories where he learned more
about socialism. He had to leave his country after the coup
in 1980. He sought political asylum in Denmark.
During his early refugee years he continued his education. In
the meantime he worked as a counsellor for
emigrant students. He worked hard for the prevention of torture
and malpractice in Turkiye. In 90s he was
involved in the promotion of cultural exchange between Turkiye
and Denmark. He introduced many Turkish
writers and artists to Danish media and art circles. He has
just shifted to his administration career after years
of working in Danish labour office as a coordinator. Now he
is in charge of a Copenhagen Youth Center.He
has written books in Turkish and Danish.